Bisiklet hırsızının getirdiği şampiyonluk

Bir hırsız, dünya şampiyonu yaratabilir mi? Evet, dünyanın gelmiş geçmiş en en büyük boksörü, efsane Muhammed Ali, doğuşunu bir bisiklet hırsızına borçlu.

Gelin, 3 Haziran 2016'da yaşamını kaybeden bu efsanenin oluşumuna bir göz atalım.

1942 yılında doğan Muhammed Ali, gerçek adıyla Cassius Marcellus Clay Jr, oldukça inatçı, dik başlı ve azimli bir çocuktu. Boksla tanışması da tamamen bir tesadüf sonucunda gerçekleşti. 12 yaşında bisikleti çalındığında öyle sinirlenmişti ki, onu dinleyen polis memurunun yanında bisikletini çalan kişiyi eline geçirirse neler yapacağını anlatmaya başladı. Polisliğin yanı sıra bir spor salonunun da sahibi olan Joe Martin, Cassius'un ciddiyetinden ve tavrından çok etkilendi. Cassius'a ona boks öğretebileceğini, böylece bisiklet hırsızıyla bir gün karşılaştığında dilediği şekilde kozlarını paylaşabileceklerini söyledi. İşte Muhammed Ali boks kariyeri ve yolculuğuna o gün başlamış oldu. Öyle ki, yıllar sonra boksör Muhammed Ali sıfatıyla, çalınan bisikletinin aynısını bularak ikonik bir poz verecekti.

Muhammed Ali -Cassius Marcellus Clay Jr.- 17 Ocak 1942'de Louisville, Kentucky'de doğdu. Tüm zamanların en iyi boksörü olarak kabul edilen Muhammed Ali, 20. yüzyılın en önemli spor figürlerinden biridir. "The Greatest" (En Büyük) lakaplı Ali, kariyeri boyunca yaptığı 61 maçın yalnızca 5 tanesini kaybetti. 1999 yılında Sports Illustrated tarafından "Yüzyılın Sporcusu" ve BBC tarafından "Yüzyılın Spor Kişiliği" seçildi. Boks kariyerine de kısaca bir göz atalım.

1960 yılında Roma'da Clay'ken ağır hafif sıklette altın madalya aldı ve profesyonel lige döndü. 18 yaşındayken aldığı bu altın madalyadan sonra ünü giderek artmaya başladı.

1964 yılında, 22 yaşındayken, Sonny Liston'u yenip dünya şampiyonu oldu. Aldığı bu zaferden sonra dinini değiştirdiğini ve İslam'a geçtiğini açıkladı. Sonra Muhammed Ali ismini aldı ve çok sevdiği boksa 1967'den 1970'e kadar ara vermek zorunda kaldı.

"Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım." diyerek Vietnam Savaşı'na (1955-75) gitmediği için 5 yıl hapis ve 10 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Lisansı ve pasaportu elinden alınınca dava süresince maddi sıkıntılar yaşadı ve iflas ettiğini açıkladı. Ailesinin yardımı ve üniversitelerde para karşılığı yaptığı konuşmalarla geçimini sağladı. 1970'te temyiz davasını kazanıp tekrar boksa döndü.

İlk mağlubiyeti

1971'de Joe Frazier ile maça çıktı ve profesyonel boks kariyerinde ilk defa mağlup oldu. Uzmanlar, üç buçuk sene aradan sonra sadece 2 maç yapan Muhammed Ali'nin bu kadar zor bir maça hazır olmadığı görüşünde hemfikirdi. Fakat o, en kısa zamanda tekrar şampiyon olmak istiyordu. Ardından, çenesinin kırıldığı maçta Ken Norton'a sayı ile yenilince, kendi ve yakınları dışında birçok kişi kariyerinin bittiğini düşündü. Fakat o, art arda unvan için rakip olan boksörleri bir bir yendi. Ken Norton'ı da yenip rövanşı almayı başardı.

1973'te Joe Frazier ile unvan maçı için anlaştı. Arada sadece Joe Frazier-George Foreman maçı kalmıştı. Frazier, sürpriz bir şekilde iki rauntta nakavt olunca, önce Fraizer ile maç yapıp arkasından da Foreman ile maç ayarladı ve iki maçı da nakavtla kazandı. Böylece hem kaybettiği unvanını almayı, hem de daha bitmediğini gösterdi.

Ali 1974'te, Foreman'ın bahisçilerde 7'ye 1 favori olduğu maçta rakibini hiç beklenmedik bir taktik ile sekizinci rauntta nakavt edip hak ettiği unvanı boksun bir diğer efsanesi 21 yaşında tarihin en genç profesyonel ağır sıklet dünya şampiyonu olan Floyd Patterson'den sonra tekrar elde eden ikinci boksör oldu. 1978'de Leon Spinks'e yenilip sonrasında aynı sene rakibini yenince, dünya şampiyonluğunu üç kez elde eden ilk boksör oldu. O zamanlar sadece iki Dünya Boks Federasyonu olması, Ali'nin değerini daha da farklı kılıyordu. Ali'nin etkin döneminde en iyi boksörler, unvanı elde edebilmek için mutlaka karşı karşıya gelirlerdi. George Foreman'ın 1994 yılında 20 sene aradan sonra tekrar dünya şampiyonu olması ve unvanını çok kez savunması, o dönemin boksunun birçok ülkede neden "Altın 70'li yıllar" diye anıldığını anlatmaktadır.

Muhammed Ali, 1978'de boksu şampiyon olarak bıraktı. 1984'te parkinson hastalığına yakalanmasına rağmen, bunu gizleyip büyük para karşılığı ile iki maç daha yapıp bunları kaybetti. Profesyonel döneminde sadece 5 kez yenilen, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olan Muhammed Ali, 36 yaşına kadar bütün şampiyonlar için tek isim olmayı başardı ve 37'si nakavt olmak üzere toplam 56 maç kazandı.

Bokstan sonraki yaşamı

1991 yılında Ali, Körfez Savaşı sırasında Irak'a gitti ve Amerikalı rehinelerin serbest bırakılmasını müzakere etmek amacıyla Irak'ın eski devrik lideri Saddam Hüseyin ile bir araya geldi. Saddam ile görüşmeden önce hayranlarıyla buluşan ve okul ziyaretleri yapan Ali, Irak'a varışının ertesi günü Saddam Hüseyin ile bir araya geldi ve resmî görüşme yaptılar. Saddam, görüşmenin sonunda Muhammed Ali'nin 15 Amerikan rehinesi ile ülkesinden ayrılmasını kabul etti. Muhammed Ali, Irak'a dünya şampiyonu bir boksör olarak değil, sadece bir Müslüman olarak gittiğini söyledi.

1996'da, Atlanta'da düzenlenen 1996 Yaz Olimpiyatları'nda olimpiyat meşalesini yakma onuruna vardı. 17 Kasım 2002 tarihinde Muhammed Ali, "Birleşmiş Milletler Barış Elçisi" olarak Afganistan'a gitti. BM'nin özel konuğu olarak üç günlük bir iyi niyet misyonuna ilişkin Kâbil'de bulundu. 27 Temmuz 2012'de Ali, Londra'da düzenlenen 2012 Yaz Olimpiyatları'nın açılış törenindeki olimpiyat bayrağını taşıdı. Parkinson hastalığından dolayı stadyumda bayrağı taşıyamayacak hâle gelince, eşi Lonnie ayakta durmasına yardımcı oldu.

20 Aralık 2014'te Ali, zatürre şikayetine muzdarip olarak hastaneye yatırıldı. Daha sonraları, Arizona'daki Scottsdale'de, bir konuk evinde tepkisiz olarak bulunduktan sonra idrar yolu enfeksiyonu rahatsızlığı ile 15 Ocak 2015'te bir kez daha hastaneye yatırıldı. Ertesi gün taburcu oldu.

Parkinson hastalığı yüzünden uzun süre Michigan'daki çiftliğinde gözlerden uzak yaşamayı tercih eden Ali, ringlerde 20 yıldır ağzından düşürmediği "Bütün zamanların en iyisiyim" lafını ispatlayarak bir efsane hâline geldi.

2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları üzerine Muhammed Ali, başında New York İtfaiye Müdürlüğü şapkası ile Sıfır Noktası'na giderek destek ve dayanışmasını göstermek gereği duymuş ve şöyle demiştir:

"Beni asıl inciten; İslam adının bulaştırılması, Müslüman adının bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması... İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım."

Uzun süredir parkinson hastalığı ile mücadele eden Muhammed Ali, 3 Haziran 2016 tarihinde solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 74 yaşındayken yaşamını yitirdi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları